Alma Mater Studiorum Bolonya Üniversitesi (UniBo)
Hukuk Fakülteleri arasında 2015 yılında imzalanan işbirliği protokolü çerçevesinde DAÜ Hukuk Fakültesi öğrencileri dünyanın ilk ve en eski üniversitesi olan Bolonya Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden ders alıyorlar. Sadece DAÜ Hukuk Fakültesi öğrencilerine tanınan bu olanak, çok sayıda hukuk öğrencisinin katılmak istediği bir değişim programı haline gelmiştir.

Doğu Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Comparative Legal System Ortak Yükseklisans Programı Mezunumuz Avukat Ece Ertuna'nın Değişim Programı Deneyimi
Merhaba, ismim Ece Ertuna. Daü hukuk fakültesinden 2021 yılında mezun olduktan sonra Daü ve Bologna Üniversitesinin ortak yüksek lisans programı olan Karşılaştırmalı Hukuk programını 2023 yılı şubat ayında tamamladım. Şu an da Ankara Barosuna bağlı olarak bir hukuk ofisinde stajımı yapmaktayım. Öncelikle söylemek isterim ki bu programda yüksek lisans yaparken hocalarımızın da yönlendirmesi ile araştırma yeteneğimi geliştirip, farklı alanlarda makaleler yazarak ve böylece de ezbere dayalı değil bilgiye ve araştırmaya dayalı bilgiye ulaşmanın ne kadar önemli ve akılda kalıcı olduğunu görüp kendini bu yönde çok geliştirdim. Yüksek lisans eğitimimin bir döneminde İtalya'ya giderek Bologna Üniversitesi'nde eğitim aldım. Bologna Üniversitesinde Uluslararası Ceza Hukuku ve İnsan Hakları Hukuku olmak üzere 2 ayrı ders seçtim. Bu derslerin ikisinde de dersler çok interaktif geçti, akademisyenlerimiz kendileri ders anlattıkları kadar derste biz öğrencilerle de işlediğimiz konuları ve işlediğimiz konulara ilişkin olan uluslararası nitelikteki davaları bizlerle paylaşarak bu davalar hakkında yorum yapmamızı, değerlendirmemizi ve görüşlerimizi bildirmemizi istediler ve bu benim için çok büyük bir şans oldu çünkü sınıfımda dünyanın dört bir yanından öğrenci vardı ve onların görüşlerini, konular hakkındaki bilgilerini, ve yorumlarını dinlemek bana çok farklı bir bakış açısı kattı ve böylece dersler ezbere dayalı değil her zaman yoruma ve bilgili dayalı geçti. Bunun yanında İngilizcem yaptığım akademik araştırmalar sayesinde akademik anlamda çok gelişti ve şu an da stajımı yaparken yabancı müvekkiller geldiğinde, onlara hukuki bir İngilizce ile bilgi verebiliyor olmak beni çok mutlu ediyor ve emeğimin karşılığını aldığımı hissediyorum. Bu deneyim bana hem sosyal hem de akademik alanda çok şey kattı. Bizim şu ana kadar gördüğümüzden daha farklı bir eğitim sisteminde farklı akademisyenlerden eğitim görmek benim yorum yapma yeteneğimi, bakış açımı, araştırma yeteneğimi ve akademik bilgimi çok geliştirdi. Bunun yanında Bologna Üniversitesi'nde okuyan öğrencilerin çoğu yabancı ve başka ülkelerden geldikleri için de hem farklı kültürler tanıma şansım hem de farklı milletlerden arkadaş edinme şansım oldu ki bunun insana kültürel olarak çok farklı bir şey kattığını düşünüyorum çünkü akademik bilginin bizi meslek ve akademik hayatta geliştirebileceğini ancak bir insanın kültürel olarak gelişmesinin çok farklı bir şey olduğunu, akademik anlamda çalışan ve emek veren çoğu kişinin akademik anlamda başarılı olduğunu ancak kültürel anlamda bir insanın kendini geliştirmesinin insanın kişisel gelişimi ve sosyal hayatı için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ev arkadaşlarımın yabancı olması ayrıca benim için çok büyük bir şans oldu çünkü birbirimizden kültürel anlamda çok güzel şeyler öğrenip, çok güzel zamanlar geçirdik ve arkadaşlığımız da hala devam emekte. Yüksek lisans yapmayı düşünenlere veya yapmak ile yapmamak arasında kalanlara tavsiyem kesinlikle yüksek lisans yapmaları ve yaparken de uluslararası bir tecrübe edinmeleridir. Çünkü uluslararası bir tecrübe hem sizin kendinizi her anlamda geliştirmenizi sağlayacak hem de kariyeriniz için büyük ve önemli bir adım olacak böylelikle de diğer hukuk mezunlarından sizi bir adım öne çıkararak meslek hayatınızda sizin ilerlemenizi sağlayacaktır.

Ece Ertuna
BOLOGNA SERÜVENİM
Fakülteden 2017 yılının yaz döneminde mezun oldum. Şu an aktif olarak İstanbul Kadıköy'de avukatlık yapmaktayım. Aynı zamanda profesyonel olarak müzikle uğraşmaktayım.
Bu sürecin bana en büyük katkısı vizyon ve perspektif oldu diyebilirim. Çünkü bu süreçte dünyanın dört bir yanından gelmiş insanların kültürlerini, amaçlarını ve hayata karşı tutumlarını gözlemleyebiliyorsunuz.
Her şeyden önce konfor alanınızın dışında olmak sizi kendinizi geliştirmek zorunda bırakıyor. Çünkü bilirsiniz ki en büyük icatlar ihtiyaçlardan doğar. Dolayısıyla bu süreçte karşılaştığınız sorunlar ve bunlara ürettiğiniz çözümler hem analitik düşünme gücünüzü artırıyor hem de alışık olmadığınız bir yerde alışık olmadığınız teamüllerle bir şeyler yapmak meslek hayatında her türlü zorluğa karşı gard alabilmenizi ve olabilecek her türlü senaryoda dirençli kalabilmenizi sağlıyor.
Tabi Bologna'dan bahsetmişken akademik katkılarından bahsetmezsek haksızlık etmiş oluruz. Üniversite akademik personellerinin donanımları bir yana formasyon olarak da çok kuvvetli olduklarını ve çeşitli öğretim materyalleriyle derse ilgiyi artırdıklarını söylemem gerekir. Derste kullandıkları bütün materyalleri tek bir eksik bile olmadan okulun kendi sistemine yüklemeleri ve öğrencilerin kullanımına sunmaları da ayrıca hoşuma giden diğer nokta oldu. Üniversitede bütün öğrencilerin not aradığı bir ortamdan, hocaların kendi materyallerini paylaştığı bir ortama geçmek açıkçası bana daha özgüvenli ve derse hazır hissettirmişti.
Diğer yandan sınav sistemleri beni en etkileyen yanlardan biriydi çünkü hemen hemen her dersin sınavı sözlü oluyordu ve bu sayede öğretim görevlisi o an tamamen şeffaf bir şekilde ölçme ve değerlendirme yapabiliyordu. Öğrenci olarak da hatalarımızı anında düzeltmiş oluyorduk. Bizim sistemimizde kağıdımızı görmeye gittiğimizde soruları ve cevaplarımızı çoktan unutmuş oluyorduk. Dolayısıyla bilginin kalıcılığı açısından Bologna Üniversitesi'nin çok efektif bir yöntem kullandığını söyleyebilirim.
Bunun yanında sınav anında sınavı gerçekleştiren öğretim görevlisi ile konu hakkında sohbet edebiliyor olmak aslında sınavların sadece ölçme değerlendirme değil, kalıcı bir öğretim metodu olarak da kullanılabileceğinin en güzel örneğiydi. Ayrıca her öğrencinin bir dönemde 3 sınav hakkı olması da beni etkileyen bir diğer konuydu, sistem adeta öğrenciyi dersten geçirme üzerine kuruluydu ve aslında öğrencileri motive eden şey de buydu.
İtalya ülke olarak aslında bizim kültürümüze yakın bir ülke çünkü hem iklim olarak Akdeniz iklimine ev sahipliği yapıyor hem de insanları çok sıcakkanlı bu yüzden adapte olmak çok zor değil ancak esas sorun İtalya'ya gelmeden ve İtalya'ya geldikten sonraki ilk aylarda yaşanıyor. Yaşanan en büyük sıkıntı İtalya'da kötü halde bulunan göçmen bürolarından oturma izni almak ve orada yaşamak için uygun bir ev veya yurt bulabilmek. Benim burada izlediğim yol aslında birçok bizim gibi gelen kişilerin yaptığı gibi Facebook gruplarına katılıp oradan insanlarla tanışmak ve beraber hareket etmeye çalışmaktı. Tercihen, gruplara yazan Türklerle tanışıp gelmeden önce hazırlık yaptım ve İtalya'ya gittiğimde ilk iş olarak bu insanlarla buluşup toplu şekilde oturma izni ve konaklama sorununu hallettim. Böylelikle hiç bilmediğimiz bir yerde birbirine sahip çıkabilecek insanlarla hareket etmiş olduk ve ev bulduğumuzda hiç tanımadığımız yabancılarla kalmaktansa en azından az da olsa tanıdığımız ve kirayı paylaşabileceğimiz insanlarla kalmış olduk.
Bu süreç ile alakalı verebileceğim en güzel tavsiye çok fazla zorluk yaşanabilmesine rağmen bu zorlukların hepsinin kesinlikle bir faydasının olduğu ve aslında yaşanan zorlukların, yaşanacak güzel şeylerin yanında hiçbir öneminin olmadığının bilinmesidir. Ne olursa olsun her türlü deneyimden yararlanmak ve bir ders çıkarmak ve her ne olursa olsun süreci tamamlamadan dönmeme koduyla oraya gitmek, giden kişi için en isabetli motto olacaktır.
Bu deneyim her şeyden önce üstesinden gelemeyeceğim hiçbir şeyin olmadığını bana öğretti. Hele ki yabancı bir ülkede yabancı bir dille ve yabancı insanlarla böyle bir serüveni tamamlamak kendi ülkeme döndüğümde bana inanılmaz özgüvenli ve dirayetli hissettirdi. Bologna Üniversitesi'nde hukuk okumanın verdiği prestij bir yana iş hayatımda birçok kararı alırken her türlü stratejiyi özgüvenli bir şekilde düşünmem ve uygulamamı sağladı. İngilizce hukuk okumanın verdiği avantaj ise her türlü uluslararası seminere katılabilme, dünyaya açılan bütün büyük şirketlerin hukuk işlerinde kalifiye olarak aranan eleman olmak ve milletlerarası hukukun dallarını İngilizce hukuk dili problemi olmadan yapabilme yetkinliği kazandırdı. Böylelikle meslek hayatında bana doğrudan katkı sağladığını rahatlıkla söyleyebilirim.
Gururla Doğu Akdeniz Mezunu
Av.Tunca İNEBOLU